Çiftçinin 25 Çözüm Önerisi

0
203
çiftçi

Adana Çiftçiler Birliği de 2021 yılına dair sorunların tespit edilip; çözüm önerilerinin de yer aldığı 25 maddelik bir bilgi notu yayınladı.

Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru imzasıyla paylaşılan bilgi notunda; “2020 yılında dünyaca mücadele edilen pandemi sürecinde sağlık sektöründen sonra en çok konuşulan ve gündeme gelen tarım sektörü olmuştur. Güvenilir gıdaya sürekli ve spekülasyonlardan uzak, makul fiyatlarla ulaşımın sağlanması için ülkemizin başta stratejik tarımsal ürünlerde kendi kendine yeter duruma gelebilme hedefi herkes tarafından benimsenmiştir. Küresel ısınma, iklim değişikliği, dünyada artan nüfus baskısı, nüfus yoğun ülkelerin yükselen gelir seviyesiyle artan farklı beslenme ihtiyaçları, tatlı su kaynaklarındaki azalma, köyden kente göç, tarım nüfusunun yaşlanması ve tarım yapılan arazilerin imar veya farklı sebeplerle kaybedilmesi gibi gündemdeki temel konular ışığında, hepimiz için zor geçen 2020 yılını geride bırakırken, ülkemizde tarım sektörünün yaşadığı sorunlar ve çözüm önerilerimizi ilgili merciler ve kamuoyunun görüşlerine sunarız” ifadelerine yeriliyor.

2021 yılı ve sonrası için çiftçilerin dikkat çektiği sorunlar ve çözüm önerileri şu şekilde sıralanıyor:

1- Enflasyonla mücadele kapsamında, gıda enflasyonunu düşürmek için üretici fiyatları yerine üretim maliyetlerini düşürücü önlemler alınmalıdır. Tarımsal girdilerin fiyatları yakından takip edilerek, haksız kazanç veya spekülatif artışlarda Tarım Bakanlığı, müdahil olarak gerekirse Rekabet Kurumu’nu devreye sokmalıdır. Kur artışı bahanesiyle dışa bağımlı olduğumuz girdilerde artan fiyatlar, kurların düşmesiyle aynı oranda gerilemiyorsa, ilgili kurumlar tarafından, çiftçimizin menfaatini koruyacak, haksız rekabeti önleyecek tedbirler alınmalıdır.

2- İçinde bulunduğumuz pandemi sürecinde oluşturulan bilim kurulu, yapmış olduğu tespitler ve tavsiyeleriyle takdir toplamıştır. Tarım sektörü için de işin pratiğini bilen bilim insanları, sanayiciler, çiftçi temsilcileri ve bürokratlarımızdan oluşacak bir kurul, uzun vadeli tarım sorunlarına daha akılcı çözümler üretilmelidir.

3- Küresel ısınmanın etkisiyle iklim değişikliği ve tatlı su kaynaklarımızın azalma riski Türk tarımının önündeki en büyük ortak sorundur. Su kaynaklarımızın %70’inin kullanıldığı tarım sektöründe geleceğimizin emaneti suyumuzu tasarruflu kullanmaya yönelik eğitici, teşvik edici, yönlendirici uygulamaları hayata geçirerek, her türlü tarımsal destek, sübvansiyonlu kredi ve tarımsal yatırım teşviklerinde suyu doğru tekniklerle ve tasarruflu kullanma ön koşul haline getirilmelidir.

4- Tarım ve Orman Bakanlığımızın 2021 yılında sulama yatırımlarına öncelik vereceği açıklaması sektörümüz açısından memnun edici bir gelişmedir ve takdirle karışlanmaktadır. Ancak yeni tarımsal sulama yatırımlarında çağın gerekleri de göz önüne alınarak su ve enerji tasarrufu sağlayacak yeraltı kapalı sistem basınçlı sulamaya geçilmesi gerekmektedir.

5- Türkiye’de tarım hakkında açıklanan verilerin güvenilir olmaması, karar alma ve projeksiyon yapmayı da zorlaştırmakta ve hatta kimi zaman yanlış kararlar almaya da sebep olmaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığımız bünyesinde başlatılan ürün masalarının çalışmalarını takdirle takip etmekle beraber, doğru tarımsal istatistiklere ulaşmak için gelişmiş ülkelerin tarımsal veri toplama metotları da incelenip, her türlü teknolojiyi devreye sokarak, Türk tarımında doğru verilere ulaşmalıyız. Ölçemezsek kontrol edemeyiz, kontrol edemezsek yönetemeyiz.

6- Ülkemiz farklı coğrafi ve iklim koşullarında her çeşit ürünün üretilmesine imkan veren önemli bir tarım ülkesidir. Her bölge ve ürünün farklı sorunları olabilmektedir. Bu sorunların en akılcı şekilde çözülmesi, işin içinde olan sivil toplum kuruluşları ve çiftçi temsilcileriyle görüşülerek, kaynağından doğru bilgi almakla olur. Tarım ve Orman Bakanımız ve ilgili bürokratlarımız ile çiftçiyi temsil eden kuruluşların daha sık ve düzenli bir araya gelmesi sorunların çözümünü hızlandıracaktır.

7- Çiftçilik; her türlü iklim şartında, zaman ve mesai şartlarının diğer sektörlere göre farklı olduğu, doğayla iç içe yapılan zor bir meslektir. Tarım sektöründe çalışan sürekli tarım işçileri ve işverenlerin arasındaki çalışma ve sosyal güvenlik şartlarının düzenlendiği Tarım İş Kanunu, günümüz şartlarına göre yeniden tartışılarak hazırlanmalı ve hayata geçirilmelidir.

8- Meclis’te 2020 yılında kabul edilen yeni taklit ve tağşişle mücadele yasası, çiftçimizin ürettiği ürünleri gıda tebliğine uygun olarak üreterek mamul hale getiren dürüst sanayicimizin ve çiftçilerimizin hakkını ve emeğini koruyan, gıda sektöründe üretilen mamul ürünlerde haksız rekabetin önüne geçecek ve halk sağlığını da koruyacak önemli bir yasal düzenlemedir. Ancak bu yasanın tarım il teşkilatları ve hatta belediyelerimiz tarafından etkili ve adil olarak uygulanması ve sonuçlarının da Tarım ve Orman Bakanlığımız tarafından aylık olarak kamuoyu ile paylaşılmasını bekliyoruz.

9- Tarımsal desteklemeler, toplam miktarı tartışmalara açık da olsa, tarımın desteklenmesi gerekliliği ve bunun da kanuna bağlanarak her yıl açıklanması tarım sektörümüz için önemlidir. Ancak bu desteklerin, tarımın içinden gelen çiftçiler ve temsilcileriyle görüşülerek etki analizleri yapılmalı; rekolteye, üretim maliyetine, çevre ve insan sağlığına, ürünün pazarlama gücüne ve çiftçi refahına katkıları ayrıntılarıyla tek tek ele alınarak, sadeleştirilmeli, gereksiz ve etkisiz olanlar kaldırılmalı, mevcut destekleme bütçesi daha etkili kullanılmalıdır.

10- Tarımsal destekler yılın başında açıklanarak ekim planlamasıyla ülkenin ihtiyacı olan ürünlerin ekimi teşvik edilmeli ve bir sonraki ürün tohum tarlaya düşmeden, çiftçinin üretim maliyetleri için nakit ihtiyacının en çok olduğu zamanda ödenmelidir.

11- Tarımsal desteklerden kesilen %2 ile 4 oranındaki stopaj vergisi Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığımızın yapacağı görüşme ile kaldırılmalı ve desteklemeler çiftçilerimizin hesabına kesintisiz olarak ve bankanın açık olduğu hafta içi günlerde yatırılmalıdır.

12- Tarım politikalarının uygulanması ve çiftçimizin yönlendirilmesinde; stratejik ürün üretimi, sera ve hayvancılık yatırımları, basınçlı sulama sistemlerinin yaygınlaşması, 40 yaş altı ve kadın çiftçilerin desteklenmesi gibi konularda Ziraat Bankası aracılığıyla hazine destekli yatırım ve işletme kredileri verilmesinin ne kadar etkili ve önemli olduğu görülmüş ve çiftçilerimiz tarafından da takdirle karşılanmaktadır. Bu kredilerin daha da yaygınlaşarak belirlenen tarımsal politika ve yönlendirmelerin uygulamasında daha etkin kullanılması tarımın geleceği için yararlı olacaktır.

13- Tarım kesiminde artan borçlanma ve takibe düşme oranlarındaki yükseliş, çiftçimizin maliyet ve satış fiyatları arasındaki makasın daraldığı, kar oranlarının düştüğü ve hatta zarar ettiğinin göstergesidir. Özellikle küçük çiftçimizin borç yapılandırma ihtiyacı artmıştır. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinde takibe düşen borçların faizlerinin hazine tarafından ödenip, anaparanın 5 yıl vadeye bölünerek tahsil edilmesi, sadece ekonomik değil, köyde yaşayan ve kefaletle kredi kullanan küçük çiftçimiz için sosyal bir gereklilik haline gelmiştir.

14- Tarımsal kredilerdeki geri dönüşlerde kamu ve özel bankalarda yaşanan sıkıntılar göz önüne alınarak, üretimin devamı için ödeme güçlüğü çeken çiftçimize, kredinin açıldığı faiz oranıyla yapılandırma imkanı getirilmeli, yeni açılacak tarımsal işletme kredilerinde BDDK’nın alacağı kararla, 6 ayda bir faiz ödenmesi şartıyla kapatma vadesi 24 aya çıkarılmalıdır.

15- Hayvancılıkla ilgilenen çiftçilerimizin kredi teminatı olarak hayvan varlığını göstermesi BDDK tarafından da kabul görmesine rağmen, kamu ve özel bankalarımız bu uygulamadan kaçınmaktadır. Bu durumda başka teminatı olmayan çiftçi sistem dışı kaynaklardan yüksek oranlarla borçlanarak üretim maliyetlerini arttırmaktadır. Bankalarımızın hayvan varlığını teminat olarak kabul etmesi, Hazine ve Maliye Bakanlığımız tarafından sağlanmalıdır.

16- Kooperatifçilik, özellikle tarım sektöründe dağınık yapıdaki küçük çiftçilerin güçlerini birleştirerek toplu alım ve satış yaparak maliyetlerini düşürmeleri ve katma değer yaratmaları açısından kabul görmüş bir ekonomik modeldir Ancak Türkiye’de sektörü kurtaracak yeni bir buluş da değildir. Kooperatifçilik ülkemizde Cumhuriyetin ilk yıllarında başlamıştır. Az sayıda da olsa başarılı örnekleri olmasına rağmen yaygınlaşmamasının ve başarısız olmasının temel nedeni kooperatiflerin yanlış yönetilmesidir. Kooperatifçiliğin gelişmesi için Tarım Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı ilgili sivil toplum kuruluşlarının da görüşünü alarak, ortak bir çalışmayla tarımsal kooperatiflerin kuruluş ve yönetimleriyle ilgili kanunu yeniden düzenlemeli ve yöneticilerine mutlaka tüm şahsi varlıklarıyla sorumluluk getirilmelidir.

17- Tarım Kredi Kooperatifleri, çiftçimiz için önemli ve gerekli bir kuruluştur. Yaklaşık 810 bin çiftçimizin ortak olduğu ancak yönetimine müdahil olamadığı bu önemli kurum, Ziraat Bankasıyla aynı hazine desteğini almasına rağmen daha yüksek faiz oranı, masraf ve komisyon uygulayarak, piyasadaki en büyük alıcı konumunda olmasına rağmen gübre ve zirai ilacı çiftçimize daha pahalıya satarak küçük üreticilerimizin tepkisini çekmektedir. Tarım Kredi Kooperatiflerinin yönetim organizasyonu, kooperatif, bölge birliği, hizmet büroları, depoları ve iştirakleriyle yeniden yapılandırılarak işletme maliyetlerini düşürecek tedbirler alınmalı ve ortaklarına piyasa fiyatlarının altında girdi sağlamalı ve üretilen ürünlere katma değer yaratılmalıdır. Kooperatifçiliğin esas amacı budur.

18- Toprak Mahsulleri Ofisi TMO), piyasa düzenleyici görevi nedeniyle çiftçinin destekçisi, sanayici ve tüketicinin ise güvenidir. TMO değişen piyasa şartları ve enflasyona göre açıkladığı müdahale alım fiyatını aylık olarak güncellemelidir. Aksi halde bu yıl olduğu gibi açıklanan buğday ve mısır fiyatı piyasanın altında kaldığından, gerekli alımı yapamayarak ithal etme durumunda kalabilmektedir. TMO, alım fiyatlarıyla birlikte aylık satış fiyatlarını da açıklamalı, sanayicinin önünü görerek piyasaya girmesini sağlamalıdır.

19- Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında tarımsal ürün ihracatındaki hedeflere ulaşmak için ihraç ettiğimiz tarım ürünlerimizde tek pazara bağlılığı önlemek, yeni ve zengin pazar arayışına girmek, ihracatın artarak sürekli olması ve ürettiğimiz ürüne katma değer yaratılması önemli bir husustur. Bu konuda ihracatçılarımızın yeni pazarlara girmesinin önünü açacak ülkelerle alım protokolleri imzalanması, uzak mesafeler için gerekirse havayolu taşımasını da devreye sokarak navlun desteği verilmesi ihracatçımızın yeni pazarlarda rekabet gücünü arttıracaktır.

20- Yaş meyve üretiminde çok yıllık ürünlerin ekimi ve dikimi konusunda planlama eksikliği, uzun vadede arz fazlalığına ve dolayısı ile değersiz ve hatta zararına üretime neden olmaktadır. Bu konuda envanter çalışması yapılarak çiftçilere yapacağı uzun vadeli yatırım konusunda destek olunmalı, fazla ekimi olan ve yurt dışında rekabet şansı olmayan ürünlere destekleme kesilerek gereksiz yatırımın önüne geçilmelidir.

21- Çiğ süt fiyatlarının, açıklanan maliyetler dikkate alınmadan Gıda Komitesince belirlenip, Ulusal Süt Konseyine açıklatılması, konseyin vasfını yitirmiş olduğu anlamındadır. Serbest ekonomi şartlarıyla uyumsuz olan bu duruma açıklık getirilmeli, fiyat açıklanıyorsa Et Süt Kurumu (ESK) tarafından açıklanan fiyatla çiğ süt alınarak süt tozu haline getirilmeli, fazlası ihraç edilerek piyasa düzenlenmelidir. Çiğ süt maliyeti hesaplanırken, dünyada kabul görmüş süt yem paritesine göre, dörder aylık dönemlerde en çok kullanılan yem hammaddelerinin Borsa fiyatlarının baz alındığı bir formül üzerinde anlaşarak çiğ süt fiyatı belirleme bir sisteme bağlanmalı, toplama ve soğutma bedelleri ise yüzdesel olarak bu fiyata ilave edilmelidir. Çiğ süt destekleme prim miktarlarının belirlenerek aylık ödeme yapılacağının açıklanması üretici açısından olumlu bir gelişmedir.

22- Süt Hayvancılığıyla uğraşan çiftçilerimizin üye oldukları birlik ve kooperatiflerin sayıca çok ve dağınık yapıda olması, sektöre zarar vermektedir. Damızlık sığır yetiştiren ve süt üreten bir çiftçinin üye olması gereken birlik tek bir çatı altında toplanarak tek seslilik sağlanmalı, birbirlerine adeta rakip hale gelen gereksiz birlik ve kooperatifler kapatılmalıdır.

23- Tarımsal amaçlı kullanılan elektrik birim fiyat tarifesi, dağıtım şirketlerinin özelleşmesiyle diğer tarifelerden farksız hatta daha pahalı hale gelmiştir. Tarımsal üretim maliyeti içinde önemli bir yer tutan tarımsal elektrik fiyatlarına müdahale edilerek indirim uygulanmalı, tarım ve hayvancılıkla ilgili elektrik faturaları Ziraat Bankasında otomatik ödemeye alınması şartıyla hazine destekli sıfır faizli kredi ile aylık ödenerek, çiftçimizden yıl sonunda tahsil edilmelidir.

24- İklim değişikliği, tarımın geleceği üzerindeki en büyük risktir. Bu riskle mücadele ederken don gibi çiftçimize önemli zararlar veren doğa olaylarına karşı korunma amaçlı ülkemizde de üretimi başlayan dona karşı rüzgar pervanelerindeki %18 olan KDV oranlarının %8’e düşürülmesi bu makinaların alımında finansman maliyetini düşürecek ve yaygın kullanımına destek olacaktır.

25- Dünyada hücresel, dijital, dikey ve hassas tarım gibi konularla geleceğin tarımı tartışılıp, çevreyi koruyan, sağlıklı ve yüksek verimli tarımsal üretim modelleri dizayn edilmeye çalışılırken; ülkemizde %17 olan tarım nüfusumuzun milli gelirden aldığı %7 payla çiftçimizin ayakta kalması ve geçim derdine çare bulmayı konuşuyoruz. Ülkemizin yüksek tarımsal potansiyeli ve lojistik avantajlarıyla, Ortadoğu, Kafkaslar, Balkanlar ve hatta Uzakdoğu’nun tarımsal üretim merkezi haline gelmesi hayal değildir. İhtiyacımız olan stratejik ürünleri, dışarıya bağımlı olmadan, toprak, su ve iklim koşullarımıza göre en verimli şekilde üretmek için tarımsal politikalarımızı ve üretim önceliklerimizi, uzun vadeli, siyaset üzeri düşünerek belirlemeliyiz. Tarım kesiminin kronikleşen sorunlarına, güçlü bir siyasal iradeyle, radikal ve kalıcı çözümler getirilmeli, tarımda aynı sorunları konuşma kısır döngüsünden kurtulup, bizler de ülkemizde geleceğin tarımını dizayn etmeliyiz.

Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru imzasıyla yayınlanan rapor niteliğindeki 25 maddelik bilgi notu, sadece sorunları tespit etmekle kalmıyor, çözüm önerilerini de gayet net bir şekilde ortaya koyuyor.

Ve hatta sorunların çözümünde aktif rol alması gerekirken; beklenen hamleleri yapamayan kurum ve kuruluşların yapısı ve işleyişine dair de önemli bir açılımda bulunuyor.

Masa başında rapor hazırlayanlardan ziyade gerçek çiftçilerin sesine kulak vermekte fayda var.

Kaynak : Bloomberg HT Tarım

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.