Enerji İçeceklerinde Kafein Zehirlenmesi Riski!

0
481
Özden Örkçü

Enerji içeceklerinde en yaygın bileşenin kafein olduğuna dikkat çeken uzmanlar, en önemli yan etkilerin kardiyovasküler ve nörolojik sistemler üzerinde olduğuna işaret ediyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Özden Örkçü, son günlerde gündeme gelen enerji içeceklerinin tüketimine ilişkin uyarılarda bulundu.

Enerji içeceği tüketiminin öncelikle ergenlik çağındaki ve genç erişkin erkek nüfusun sağlık konusu olduğunu belirten Özden Örkçü, “Artan madde kötüye kullanımı ve risk alma davranışları ile bağlantılıdır. En sık görülen yan etkiler kardiyovasküler ve nörolojik sistemleri etkiler. Enerji içeceklerinde en yaygın bileşen kafeindir ve olumsuz olayların etkileriyle ve bu içeceklerdeki diğer uyarıcıların güçlendirici etkileriyle ilişkili olduğuna inanılmaktadır” dedi.

Kafein tüketimi günlük 100 miligramı aşmamalıdır 

Enerji içeceklerinin çocuklar üzerindeki etkisine işaret eden Özden Örkçü, “Bu içecekler genelde çocuk ve gençler arasında ders çalışırken uyanık kalabilmek ve uzun saatler eğlenmek için kullanılmaktadır. Bireylerde genellikle kafein zehirlenmesinin belirtileri ya 200 mg üzerinde ya da eşit dozda gelişir. Anksiyete, uykusuzluk, gastrointestinal rahatsızlık, kas seğirmesi, huzursuzluk ve yorulmama dönemleri içeren semptomlar görülür. Adolesanlarda (10-19 yaş arasındaki dönem) ise kafein alımı günlük 100 mg aştığında kan basıncı yükselmesine neden olabilir. Ergen ve çocuklarda kafein tüketimi günde 100 mg’ı aşmamalıdır” uyarısında bulundu.

Kafein alımı ve şiddet davranışı arasında korelasyon var

Özden Örkçü, 15-16 yaşları arasındaki ergenlerle yapılan bir çalışmanın kafein alımı ve davranış bozuklukları yanı sıra şiddet davranışı arasında güçlü bir korelasyon olduğunu gösterdiğini belirterek şunları söyledi:

“Yapılan çalışmalar iskemik inmeye katkıda bulunacağını ve epilepsi nöbetlerine neden olabileceğini ileri sürmüştür. Günlük kafeini 300 mg’ dan fazla tüketen kişilerde halüsinasyonlar gözlenebilir. Çocuklar ve ergenlerdeki yeme bozukluklarında, özellikle de anoreksiyanevrozada, diürez ve gevşek dışkılama için, iştah bastırmak, yorgunluğa karşı ve kalori kısıtlaması için kafeini düzenli ve yüksek miktarlarda tüketebilirler. Enerji içecekleri genellikle büyük oranlarda doz başına 21 gramdam 34 grama kadar değişen dozlarda şeker içerirler. Şekerin formunu da genellikle sukroz, glikoz ve yüksek fruktoz içeren mısır şurubu oluşturur. Bu nedenle aşırı enerji içeceği alımı obezite ve tip2 diyabet riskini arttırır. Eklenen kaloriler, kan basıncını, kan glukoz seviyesini, beden kitle indeksini, kalsiyum eksikliğini, diş problemlerini, depresyon ve düşük benlik saygısını arttırabilir.”

Enerji içeceklerinin sporcular üzerindeki etkilerine değinen Özden Örkçü, “Enerji içecekleri içerdikleri karbonhidrat ve kafeinden dolayı performansı olumlu etkileyebilirler ancak içerdikleri karbonhidratın miktarı sporcular için önerilen orandan fazla olabilmektedir. Kafeinin mental ve fiziksel performans üzerine etkileri belirtilmektedir ancak içeceklerdeki kafein miktarı önerilen miktarlardan fazla olabilmektedir. Ayrıca kafein ve karbonhidratın yanında enerji içeceklerine katılan diğer maddelerin sporcularda nasıl bir etki oluşturacağı bilinmemektedir” uyarısında bulundu.

Düzensiz tüketim stresi artırıyor

Hem eğlence hem de rekabetçi sporcular tarafından enerji içecekleri tüketiminin son yıllarda önemli ölçüde arttığını kaydeden Özden Örkçü,

Literatür, enerji içeceklerinin psikofizik sonuçları arttırma kapasitesi konusunda çelişkiler göstermektedir. Enerji içeceklerinin bilinçsiz ve fazla tüketimi, biyolojik saatin düzenini bozacak özellikle uyku saatleri ve uyanık kalma saatlerimde bozulmalara yol açmaktadır. Bilinçsiz ve fazla tüketimde gençlerde ve sporcularda zihinsel ve fiziksel stresin varlığı arasında ilişki olduğu görülmüştür” dedi.

Beslenme ve diyet uzmanı Özden Örkçü; “Market raflarında rahatlıkla ulaşılabilen, popüler kültürün bir parçası olan enerji içeceklerinin çok masum olmadıklarını söyleyebiliriz. Serebral iskemiden (inme) ölü doğuma, epileptik ataktan uyku bozukluğuna, kardiyak arrestten alkol bağımlılığına giden süreci hızlandırma gibi oldukça kaygı verici zararlı etkileri bilinmektedir” diye konuştu.