McDONALD’S KAHVE DAVASI HAKKINDA BİLMEDİKLERİNİZ

0
1523
Stella Liebeck vs. McDonald's

Yıllarca havadan paraya konma hikayesi olarak anlatılan McDonald’s kahve davasının gerçekleri hiç tahmin ettiğiniz gibi değil.

McDonald’s kahve davası, başta ABD olmak üzere tüm dünyada yankı uyandırmış hatta bir çok komedyen tarafından mizahi bir unsur olarak bolca işlenmiş bir davadır. Bunlardan en akılda kalanı Seinfield adlı tv dizisinin bir bölümünde Kramer, kahve dükkanını tiyatro salonunda elinde lattésiyle koltuk bulmaya çalışırken kahvesini üstüne döküp yaktığı için dava etmesidir. Kramer, avukatı Jackie Chiles’e gidip salona gizlice kahve sokmasının dava için problem oluşturup oluşturmayacağını sorduğunda Jackie: “ Evet bir problem oluşur ama bu,daha çok onların problemi olur. Bu, bir tüketici olarak haklarınızın açıkça ihlalidir. Bu, anayasal haklarınıza bir tecavüzdür. Bu, çok çirkin, berbat ve mantıksızdır “ şeklinde cevap vermiştir. Bunun üzerine Kramer, bu davayı kazanma şansının olup olmadığını sorduğunda da avukat: “Şans mı!! Jüride bir kahve tiryakisi varsa mahkemede şüphesiz zengin bir adam gibi yürüyor olacaksın “ der. Arkadaşı Elaine ise bu konuda hiç destekleyici değildir ve “ Bir kahve dükkanını kahvesi sıcak diye mi şikayet edeceksin? Kahve zaten sıcak olur” der. Tabiki böyle ciddiyetsiz görünen bir davadan böylesine “tatmin edici” bir sonuç çıkmış gibi görünmesi, bu dava üzerine dikkatlerin toplanmasına neden olmaya yetmiştir.

 

Taraflar:
Davacı: Stella Liebeck
Davalı: McDonald’s Restaurant

Olay :
79 yaşında, Albuquerque(New Mexıco) de yaşayan Stella Liebeck, 1992’nin şubatında torununun (Ford Probe) kullandığı arabanın yolcu koltuğunda, yol üzerinde arabalara servis yapan McDonald’s’ a (Mc) doğru yola çıkar. Liebeck(L), Mc’in plastik köpük bardağında servis edilen bir kahve sipariş eder(49 cent). Siparişini teslim aldıktan sonra torunu arabayı sürer fakat sonra süt tozu ve şeker almak için arabayı tekrar durdurur (araba kullanırken kahvenin döküldüğü iddialarının doğruluğu yoktur. Araba hareket etmiyordu ve L arabayı kaza esnasında kullanmıyordu). Bu sırada L, kahveyi dizlerinin arasına koyar ve bardağın üstündeki kapağı çıkarmaya çabalar. Kapağı açmaya çalışırken de bardağın içindeki kahve kucağına dökülür. Buarada bu davada en çok tartışılan şey olan kahvenin sıcaklığı olmuştur ve kahvenin tahmini sıcaklığı 180-190 Fahreneit[1] idi. Bir diğer tartışılan konu ise L’nin nasıl bu kadar yandığına ilişkindir. Bayan L, o gün eşofman giymişti ki bu eşofman da haşlayıcı sıcaklığı olan kahveyi emmişti ve vücudunun derinlere ulaşmasına neden olmuştu. Damar cerrahı L’ye uyluklarının iç kısmunda, bacaklarının arasında, kalçasında, genital ve kasık bölgelerinde 3.dereceden yanık teşhisi koydu. Bu 3. Derece yanıklar L’nin derialtı yağlarına ve kasıklarına kadar ulaşmıştı. Vücudunun % 6’sında yanıklar oluşan L, cilt aşılamaya ve debridement denilen yaradaki yabancı cisimleri çıkarmaya yarayan bir tıbbi uygulamaya maruz kaldı ve bunun için 8 gün hastanede yattı. L, bu kazadan sonraki 2 yıl boyunca da kalıcı şekil bozukluğu yaşadığını ve engelli olarak yaşadığını belirtti. Emekli bir mağaza memuru olan L, kazayı Mc’e bildirdi ve kendisine, kaza nedeniyle uğradığı zarar olan ( tedavi ve hastane masrafları) 11.000$’ın ödenmesini talep etti fakat bu isteği, Mc tarafından geri çevrildi, dikkate alınmadı. L, 1986’da Mc kahvesinin çok sıcak olduğuna ilişkin benzer bir dava açmış olan, Houstanlı bir avukat olan Reed Morgan’ a gitti. 1986’daki davada Morgan, Mc’de kalite güvence yöneticisi olan Christopher Appleton’ı istifaya zorlamıştı. Appleton “bu riskin farkında olduğunu ve sıcaklığı düşürmek için hiç bir planlarının olmadığı” ifadesini verdi ve Mc, 27.500$ ödemeye razı olmuştu.

Hukuki sorunlar ve Yargılama:

Davayı açmadan önce L, Mc’den tıbbi giderler, ağrı ve acısı için 20.000$ ödemesini talep etti. Mc, Liebeck’e 800$ gibi cömert bir teklifle karşılık verdi. L, hayatında daha önce hiç dava açmadığını ve acı ve tıbbi masrafları için, 800$ gibi komik bir rakamla karşılık vereceklerini bilseydi bu davayı hiç açmayacağını söyledi. L, 1993’teki bu davasını, Mc kahvesinin gereğinden fazlaca sıcak olduğu ve yetersiz uyarılar yaptıkları için ayıplı mal sattıkları iddialarına dayandırdı (21Mart 1993). Duruşma tarihi yaklaştığında L’nin avukatı, onun adına 30.000$’da uzlaşmayı önerdi (söylentiye göre miktarın yarısında anlaşılmış gibiydi). Duruşma arefesinde, bir uzlaştırmacı Mc’e, 225.000$ anlaşma bedeli götürdü fakat Mc uzlaşmayı kabul etmedi. Mc, 1982 ve 1992 yılları arasında sıcak kahveler nedeniyle 700 kadar şikayet almıştı ve riskin farkındaydı. Bu şikayetlerden bazıları L’ninki gibi 3.derecede yanıklardan ibaretti. Ayrıca Mc daha önceki kahve yanık vakaları için 500.000$ ödemişti. Mc, bu bilgilere ve tehlikenin farkında olmasına rağmen, şirket prensiplerine bağlı kalmaya devam etti ve kahvelerini daha güvenli derecelerde sunmayı da reddetti. L’nin termodinamik deri yanıkları konusunda bilirkişisi Baxter, mahkemede 190 derecenin 2-3 dakikada, 180 derecenin 12 ila 15 dakikada, 160 derecenin ise 20 dakikada deri katmanını soymaya yeteceği bilgisini sundu. Açıkça görülüyor ki, eğer L’nin kahvesi az daha kaynar serviş edilmiş olsaydı, hayati dakikalarına ekleyebileceği zamanı olacaktı ve böylelikle yanmaya çabuk reaksiyon gösterebilecekti. Yani torununun arabasından çıkıp, daha çok yanmasına neden olan giysilerini çıkarabilmesi için zamanı olacaktı. Eğer L, 3. derece yanığa maruz kalmadan evvel 2-3 dakikaya sahip olabilseydi, bu ansızın gerçekleşen zarar meydana gelmeyecekti. Davacının uyarılar konusunda uzman bilirkişisi, Lila Laux ise, mahkemede insanların böyle durumlarda kahvenin sıcaklığını hissedebildiklerini fakat ne kadar şiddetli bir yanığa maruz kalmış olabileceğini ve yanıktan ne denli çabuk etkilenebileceklerini bilemedikleri yönünde ifade verdi.
Bu noktada çok açık bir soruya yanıt verilmesi gerekiyordu. Neden Mc, kahvesini bu kadar sıcak servis ediyordu? Eğer müşterilerin yanma tehlikesi biliniyor idiyse ve bu konuya kolayca çözüm bulununabilecek idiyse, o zaman kahvenin derecesi neden düşürülmüyordu? Bu soru duruşmada yanıt arandı. Mc, kahvesinin kaynama sıcaklığında hazırlandığını söyledi ve kahve danışmanları ve sanayi grubunun ifadeleri, demleme işlemi sırasında yüksek sıcaklığı, yoğun kahve tadı elde etmek için kullandıkları iddilarına dayandırdı. Mc, eğitim kitapçığında, kahvenin 195-205F’de demlenmesi ve en iyi lezzet için de 180-190F’de hazırlanması gerektiği bilgisi veriliyordu (Suyun 212 derece Fahreneit’da kaynadığını aklımızın bir köşesinde bulunduruyoruz). Dolayısıyla kahveyi hazırlarken yaklaşık kaynama noktalarında tutmak, kahvenin tadını en iyi hale getirecekti. Ayrıca da yıllık 1 milyon Mc kahve tüketicisi yanılıyor olamazdı, olabilirler miydi yoksa?
Mc, kahvesinin çok yüksek ısılarda hazırlandığını biliyordu fakat pazar araştırmaları, müşterilerin kahvelerini sıcak içmek istediklerini gösteriyordu. Mc, aynı ilgisiz hareketlerine devam etti. İnsan faktörü mühendisi Dr.P.Robert Knaff durumu, yıllık milyonlarca bardak kahve satışıyla karşılaştırıldığında sıcak kahveden oluşan yanıklar “istatiksel olarak önemsiz” kalır şeklinde ifade etti. Kalite güvence müdürü ifadesinde bu umursamazlığını göstermeye devam etti. Şöyle ki;
Soru: Yani söylediklerinizden şunu mu çıkarmalıyız: Bir kaç insana, hastanede yatakta tedavi edilecek şekilde, 2. ve 3. Dereceden yanık teşhisi konulması; biz artık bu kahveyi bu derecelerde satmayalım demenize neden olmadı. Öyle mi?
Cevap: Ürünü kullanma sonucu oluşabilecek kaza olasılığı çok düşük ve biliyoruz ki müşteriler, kahvelerini sıcak istiyorlar ve biz de bu durumda mevcut uygulamamıza devam ediyoruz.
S: Sayın Appleton, Mc bu yanıkların ne derecede ciddi yanıklar olup olmadığı konusu hiç araştırdı mı?
C: Ben süreci yakından takip etmiyorum. Konunun şirketimizin güvenlik birimlerince ilgilenildiğine eminim.
S: Yani şirket olarak derecenin düşürülmesi için daha kaç yanık şikayeti olması gerektiği ile ilgili bir karara varmadınız. Bilgisayar çıktılarına yansıyan yanıkların kapsamı ve şiddeti hakkında bilginiz olmadığını mı söylüyorsunuz?
C: Bu olayların herbirinin vehametiyle ilgili bir ölçüm olduğunu sanmıyorum.
S: Bu 700 kişinin yanıkları hakkındaki kayıtları size gösterdik. Açıkçası merak ediyorum 700 kişinin yanması istatiksel olarak yeterli bir rakam değil mi? Aklınızda danışmanlarınızca kabul edilmiş kaç kişinin daha yanmasından sonra derecenin düşürüleceğine dair bir rakam var mı?
C: Hayır, aklımda bir rakam yok.
Duruşmada Mc, L’nin bardağı bacaklarının arasına koyarak ve kahve döküldükten sonra elbiselerini çıkarmada gecikerek, oluşan hasara katkıda bulunduğu iddiasında bulundu. Buna karşılık olaraksa davacı tarafından L’nin maruz kaldığı şiddetli yanık, yaşlı olmasından kaynaklanan hassasiyete bağlı olduğu için derisi, aynı derecedeki genç birinde oluşacak yanıktan daha çok tepki vermiştir cevabı verildi. Mc yönetimi savunmasında, müşterilerini olası tehlikelere karşı uyarmadığını çünkü restaurantlarda “zaten bu gibi tehlilekerin her zaman olabileceği” varsayımı üzerine dikkat çekti.
Jüri, 7gün delil, tanık ve avukatların argümanlarını dinledikten sonra Mc’i; ürün hatası iddiaları, zımni satılabilirlik garantisi ihlali ve zımni uygunluk garantisi ihlallerinden sorumlu buldu. (Davanın devamında en çok yanlış anlaşılmaya sebep olan tazminatlar konusudur. O yüzden tazminatları nitelik ve nicelik olarak topluca vermek daha uygun olacaktır).
Tazminatlara nitelik ve niceliksel bir bakış:
*Dava açılmadan önce L’nin tıbbi giderleri 11.000$ fakat Mc, bu teklife 800$ ile karşılık veriyor.
*L’nin tedavisi tamamlandıktan sonra fatura 20.000$ oluyor ve avukat tutuyor.
*Yargı sürecinde uzlaşmacı tayin ediliyor ve taraflara 225.000$’da anlaşmalarını öneriyor. Mc, bunu kabul etmiyor.
*Devamında jüri, yukarıdaki sebeplerden Mc’i kusurlu buluyor. Jüri, L’nin tedavi ve hastane masrafları, avukatlık ücreti ve kaybından kaynaklı zarara karşılık olarak 200.000$ denkleştirici zarar tazminatı (compensatory damages)[2] tespit ediyor. Fakat jüri, L’yi %20 kusurlu buluyor ve bu yüzden hakim tazminatı 160.000$’a düşürüyor.
*L’nin avukatı, Mc’in günlük kahve satışından 1.35m$, 2 gün içinde de 2.7m$ kazandıkları kanıtını sunuyor ve cezai tazminat (punitive damages)[3] olarak bu miktarı talep ediyor.Jüri, 2.7m$ tazminine karar veriyor.
*Temyizde hakim, 2.7m$ tazminatı 480.000$’a (punitive damages) indiriyor ve buna 160.000$ (compensatory damages) eklenerek 640.000$ zarar tazminine karar veriyor.

SONUÇ:
Bunun üzerine L, dosyayı başka kademede temyize götürmekle tehdit ediyor. Sonrasında taraflar dava dışında anlaşarak, anlaşmanın kapalı olmasını gerektiren gizli bir miktarda anlaşmaya varıyorlar. Bazı kaynaklara göre toplamda 600.000$’dan az bir bedelde anlaşmaya varıyorlar. Aynı nitelikte bir başka dava olan BMW v. Gore davasından farklı olarak eğer L, temyizde başka kademeye gitmiş olsa idi alacağı miktar çok daha fazlası olacaktı. En önemli ayrıntı ise; davanın 2.7m$ ile sonuçlandığına ilişkin- özellikle medya tarafından- yanlış bilgilendirmelerdir. Bu davanın gazete manşetlerinin aksine hile ya da düzenbazlık içermediğini görebiliyoruz üstelik L’nin, davalıya karşı çok güçlü bir savunması da vardı. Fakat cezai tazminatın amacı düşünülürse, bu tazminatın düşürülemeyeceğine ilişkin bir taştışma açıkça yapılabilecektir (Bir sonraki makalede “cezai tazminatın-punitive damages- kullanılış amacı doğru mu, reforma gidilmeli midir” tartışılacaktır). 640.000$’lık bir yargılama kesinlikle 2.7m$ kadar caydırıcı olmayacaktır. Peki Mc ne gibi önlemler aldı ya da aldı mı? En önemli soru ise;

McDonald’s kahvesinin sıcaklığını düşürdü mü?

Bunun yanısıra Mc, Liebeck davası sonrasında bazı iyileştirici önlemler almıştır. Bir çok yol üstü servis yapan Mc’de “Kahve, çay ve sıcak çikolata ÇOK SICAK” şeklinde uyarılar konuldu. Ayrıca Mc içecek kapaklarına kabartmalı yazıyla “SICAK! SICAK! SICAK! İbareleri de eklendi. Fakat hala L’yi yakan kahvenin derecesinde satıldığı yönünde söylentiler de var. Bazı kaynaklar Mc’in şimdiki politikasının kahveyi 175-195 F’de olduğunu gösteriyor. Endüstri standardı, hala en lezzetli kahvenin, o dereceye yakın derecelerdeki kahve olduğu çağrısında bulunuyor. Öyle görünüyor ki, söz konusu kahve davasına tepki, uyarı işini uygun yapmakla oluyor fakat iyi bir tat için de sıcaklığı iyi ayarlamak gerekiyor.

_____________________________________

[1] 212 °F = 100 °C(suyun kaynama noktası) ve [°C] = ([°F] – 32) × 5/9 ise 190 ºF = 87.7777 ºC.

[2] 1)Amerikan hukukunda sadece davalının kusurunun doğurduğu masraftır.2)jürinin kanısınca kişinin manevi azap ve kaygısından doğan zarardır 3) zararı karşılayan tazminattır.Bu zarar, ağrı ve acıyı kapsayan duygusal sıkıntıdan doğan zararı tazmin şeklidir, jüri ya da hakim tarafından medeni hukuk davalarında hükmedilir.

[3] Amacı, davalının kötü niyetli davranışlarını ve  görevini suistimalini cezalandırmak ve davalının gelecekteki muhtemel benzer davranışlarına engel olmak,caydırmak için verilir.Amaç cezalandırmaktır, zararla denkleştirme yapmak değidir.Ceza tayin edilirken, davalının gücü önem arzeder.Kötü niyet, hile, suç işleme kastı, eza verme, kusurlu, tedbirsiz, pek fena niyet hallerini kapsar.

budamihukuk.wordpress.com sitesinden alınmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.